21 Nisan 2013 Pazar

Hz. Ali'nin Son Öğütleri "Oğullarım"

Hz. Ali (r.a) İlmin kapısı şehit edilmeden sadece 2 gün önce oğullarına çok güzel nasihatlerde bulunmuş ve 2 gün sonra da şehadet şerbetini tatmıştır...

Oğullarım!

"Bir kimse , serseri ve ipsiz kişilerle düşüp kalkar ve kötülük yerlerine girip çıkarsa İŞTİRAKİ OLMASA bile itham altına girer!"

Bu nasihat adeta günümüz gençliğine hitap edercesine verilmiş bir öğüt gibi...

Çünkü zaman öyle bir zaman oldu ki her yerde her kapıda kötülükler kol gezer oldu...

Ana babaların gözbebekleri gibi bakıp büyüttükleri o tertemiz yavrular sokaklarda arkadaş ortamlarında internet aleminde kötülüklerin kucağına itilmekte..

Aklı bir karış havada olan gençler cehaletlerinin de verdiği acemilik ile kötü niyetli kişilerin avları olmaktadır...

O yüzden her ana baba evladını korumak istiyorsa o çocuğu daha küçücükken dünyanın kötülüklerine ve zalim insanlarına karşı uyarmalı bilinçli hale getirmelidir...

Çünkü her dakika çocuğunun başında nöbet tutacak halleri yoktur anne babaların...

Ama insanın içinde bulunan vicdan mekanizması her zaman başında nöbetçi olarak bekler.. Ve insanı kötülüklerden kötü işlerden korur...

Genelde aile ortamında eğitilmiş bir çocuğun ilk bozulacağı yer arkadaş ortamıdır...


Ailesi dışında ilk kez başka bireylerle ve farklı kültürel yapıda insanlarla temas etmektedir çocuk...
O yüzden tüm bu farklı kültürel yapıdaki arkadaş ortamı eğer dikkatli seçilmemiş ise çocuğu bir anda gençlikten gelen cahilliğinin de etkisiyle hemen kötülük kuşatacaktır...

Bazı iyi aile çocuğu tabir edilen çocuklar kötülüğe alışmış ve sürekli kötü şeylerle meşgul olan çocukların yanında bulundukları zaman adeta kendilerinde bir eziklik hissederler...

Çünkü bu eziklik durumu diğer kötü arkadaşlarınca onlara hissettirilir..

"ana kuzusu bu" "süt kuzusu" "inek" "korkak" gibi aşağılarca sözler o genci rencide edip harekete geçmesine ve arkadaşları nazarında dikkate alınması için tüm bu sıfatlardan kurtulması gerektiğine karar verir...

Ve işte o anda bozulma başlamış kötülük kapısını aralamış olur...

İşin kötü yanı bu tip bozulmalar genelde evlerden gizlenir.. Yani çocuk eve geldiğinde arkadaş ortamındaki kötü hareketlerini gizler ailesine karşı çok açık ve net şekilde göstermez...

Evladı ile yakından ilgilenen ve takip eden bir aile modeli yoksa karşısında zaten çocuğun ahlaki değişimi ve kişilik kaybı uzun süre fark edilemez...

Hele ki günümüzün internet ortamı sokaktaki 3-5 kötü arkadaş ortamından milyonlarca kez tehlikeli bir ortamdır...

Çünkü çocuğunuz bir anda milyonlarca değişik insan ve kötü niyetli kişi ile muhatap olma durumunda kalabilmektedir...

Kendini bilen kendinden emin bir yetişkinin bile kendini kaybettiği bir ortamda tüm kabiliyetleri ve tecrübeleri gelişmemiş olan bir çocuğun dayanma oranı yüzde kaç olur onu da siz hesaplayın artık!

"Ulan Youtube sen ne biçim bir şeysin? Ben sadece otomobil parçaları bakmaya girmiştim şimdi Müslüm Gürses'in videosu altında ne arıyorum ?"
diye soran yorumlar az değildir...

Evet internet öyle hızlı ve akıcı bir yayın organı ki; insan sadece bir şeye bakayım diyerek girdiği bir videodan farkında olmadan 5 saat sonrasında nerelere geldiğini bile unutmaktadır...

Kaldı ki; bunun cinsel objelerden tutunda adult yayınlarına kadar bir sürü zararlı unsurlarını saymaya gerek bile yoktur sanırım...

İçki, fuhuş, uyuşturucu gibi kötülüklerin kol gezdiği ortamlarda bulunan gençler isterlerse o kötülüklerin hiç birini yapmasınlar yine de gören gözler tarafından zan altında tutulurlar..

Hz. Ali'nin (r.a) dediği gibi "itham altına girerler"

Rabbim evlatlarımızı ve bizleri kötü insanlardan kötü işlerden kötülüklerde uzak eylesin ve bizleri hayırlı kişilerle beraber eylesin..

Selametle






2 Nisan 2013 Salı

Tesbih Kültürü!

Evet evet ülkemizde tesbih kültürü denilen bir kültür var...
Nasıl mı? Aynen şöyle; Tesbih ne için icat edilmiştir diye sorulsa sanırım çoğu kişinin cevabı aşağı yukarı aynıdır..."Namazlardan sonra çekilen zikirlerin sayısını insanlar şaşırmasın diye"

Evet normalde de akıllara gelen aynen bu şekilde olabilir ,ama bizde bu olay böyle değil...

Şimdi durduk yere tesbih kültürü mevzusunu dile getirmek nerden aklına geldi diye soranlar olabilir..Fazla merakta bırakmadan hemen söyleyeyim: Bugün sabah mahalle aralarında yürürken park etmiş arabalar gözüme çarptı ve bir çok arabanın ya silecek kolunda ya  sinyal kolunda ya da vites kolunda renk renk tesbihler gördüm...

İşte o an beynimde ışık çaktı :) ülkemize ait bir "tesbih kültürü" var diye....

Malum yıllardır biliriz Minübüs şoförleri açarlar arabesk parçayı sonra indirirler camı dirseklerini cama dayar ellerindeki tesbihleri sallar dururlar :)

Çiçek abbas filminde bu figürler çok güzel ekrana getirilmişti "tesbih kültürü"ne dair ..

Peki tesbih sayıları takip etme kolaylığı için icat olmamış mıydı?? Evet öyleydi..

Eee o zaman neden sayı takip etmek yerine ellerde kıvrak kıvrak sallanır oldu?
Bu sorunun ilmi ve bilmi bir cevabını bilmiyorum araştırmadım da...Ama gerçekten çok ilginç bir milletiz vesselam...


Hangi zeka ürünü alır böyle bir aleti elde sallanan ve hatta kabadayılık meselelerinde bile kullanılan bir alet haline getirir onu anlamak güç...

Ceketi omzuna atan kabadayı tipleri vardı ve halen de vardır...elde tesbih olmazsa sanki kabadayılık yarım kalacakmış gibi bir düşünce peydah olmuş olsa gerek :)

Heaaayyyttt var mı bana yan bakan??!! naraları atan külhanbeyi karakterlerinin elinde tesbih olmazsa resim yarım kalmış olur...

Acaba diyorum tesbih önceden beri bu şekilde sallanan bir aletti de ...Sonradan mı namaz sonrası kullanılır oldu diye düşünmüyor da değilim :))

Hani milletimizde kutsal değerlere aşırı saygı vardır hürmet vardır ya o yüzden camide kullanılan namaz sonrası kullanılan zikire yardımcı olan bir alet nasıl olurda külhanbeylerinin elinde sallanan bir güç sembolü haline gelir? Değil mi?

Nerden gördüm o araçları ve nerden gözüme takıldı o tesbihler bilmem ki? :)))

Bak akşam akşam sizinde kafanızı karıştırdım değil mi olsun arada bir olaylara farklı bakmak güzeldir yeni bir pencere yeni bir bakış açısı getiriyor önümüze...

Selametle..........



20 Mart 2013 Çarşamba

Ölüm Provası Yapıyor Musunuz?

Evet soru doğru; "Ölüm provası yapıyor musunuz?"

Soruyu okuyan bir çok kişinin aklında şöyle bir soru daha oluşabilir, yahu ölüm provasıda neymiş? Elbise provası gibi ölüm provası mı olurmuş? Ya da tiyatroda oyun provası yapar gibi ölümün de provasını mı yapacağız?

Prova yapmak adına kendimizi değişik şekillerde öldürüp tekrar hayata geri mi döneceğiz? Nedir bu ölüm provası denilen şey?

Evet elbette bu tip soruların akıla gelmesi normaldir...Bende böyle bir soru ile karşılaşsam hemen bir kaç dakikalık sürede bu soruları kendimce sorardım...

Ben ölüm provası diyerek farklı bir pencereden bakmak istedim ibadet hayatımıza ve ibadetlerimize...

Ölüm provasından kast ettiğim şeyler ise inanan bir müslümanın yapmakla mükellef olduğu ibadetlerin tümünden başka bir şey değil elbette...

Yine kafanızda sorular ve ne alaka yahu gibi sözler birikmeye başlamadan kısaca anlatayım ibadetlerle ölümün ne şekilde bağlantılı olduğunu...

Mesela namaz ile başlıyayım örneklemeye; Canı gönülden namaz ibadetine kendini veremeyen bir insanın en çok zorlandığı iki tane namaz vakti vardır...Birincisi sabah namazı ,ikincisi yatsı namazı...



Sabah namazı uykunun en tatlı anıdır,insan sıcacık yatağında yatmış tüm bedeni dinlenmiş ve artık keyf yapıp en lezzetli anları yaşayacağı zaman dilimi gelmiştir, o yüzden sabah namazına kalkmak çok zor gelir insana ya da nefs ve şeytan öyle hissettirir...Sırf insanı o saatte kaldırmamak adına...

Yatsı namazı da aynı şekilde insan bedeninin yorulduğu ve tüm günün yorgunluğunu atmak üzere yatma hazırlıkları yaptığı, üzerine rehavetin çöktüğü, şahsına ait keyfleri zevkleri yaşadığı iş stresinden ,günün karmaşasından uzaklaştığı bir zaman dilimidir...


Aynen sabah namazı vakti kadar zorlar insanı kılacağı namaz noktasında...



İşte süslü dünya hayatıda insanın nefsine tıpkı bu iki vakit gibi o kadar hoş gelir ki; insan sanki hiç ölmeyecek gibi tüm dünya lezzetlerine sarılmak ister,tüm zamanını dünya işlerine harcamak ister...

O sebeble namaza canı gönülden bağlanan insanda yavaş yavaş dünya hayatına olan bağlılık geçici lezzet ve zevklerin ardından koşup tüm mesaisini o zevklere ve lezzetlere harcama isteği git gide azalır...

İşte bu şekilde her gün sabah ve yatsı namazlarını kılan insan ister farkında olsun ister olmasın ,yavaş yavaş "ölüm provası " yapmaya başlamıştır bile...

Aynı şekilde oruç,hac,zekat ve kurban gibi ibadetlerde de ölüm provası yapılmaktadır...

Oruçlu bir insan gün boyu elinin altında duran tüm yiyecek ve içeceklere dokunamaz...Tıpkı servet ve zenginlik içinde yaşayan bir insanın ölüm gelip onu bir anda dünyadan alması ve tüm servetinin ardında kalması gibi...



Ne kadar zengin olursa olsun ,ne kadar  güç makam ve mevki sahibi olursa olsun her insan mutlaka ölüm denen gerçek ile yüzleşmek zorunda kalacaktır...

İşte oruç ibadeti de daha ölüm bize gelmeden ölüm provası yapma olanağı sağlar ...Elimiz altında bulunan tüm yiyecek ,içecek,giyecek,mal - mülk gibi değer verdiğimiz şeylere bir gün gelip dokunamayacağımız fikrini yerleştirir bilinçaltımıza...

Farkında olmadan ölüme hazırlar insanı..Ve sahip olduğumuz tüm bu servetin aslında sahibi olmadığımızı,asıl sahibinin izni olmadan bir lokma bile yiyemiyeceğimizi ikaz eder bizlere...

Zekatta aynı şekilde ölüm provası yaptırır insana...Yıl boyu biriktirdiği servetinin bir kısmını ihtiyaç sahiplerine vermeyi emrederek insanın mala mülke meyletmemesini ve bu şekilde kalbini hem dünya malından ve sevgisinden kopartarak hemde dünay malı ile ahiret ticareti yaptırarak ,farkında olsakta olmasakta ölüme ve ölüm sonrasına yatırım yaptırır inanan kişiye...

Hac ibadeti ; Sevgiliye kavuşmayı vurgular aslında...Hem Allah'ı Hem Resulü s.a.v ziyaret etmeyi simule eder...Bir nevi Kevser havuzu başında Peygamber sancağı altında toplanmayı yaşatır insana...
Tüm dünya islam kardeşliğini aynı mekanda toplayarak tıpkı mahşerde inanan kişilerin tüm ırklardan tüm milletlerden ayırt edilmeksizin Peygamberimizin sancağı altında toplanmaları gibi ,kutsal topraklarda Kabe'de toplanmaları da bir nevi ölüm provası yapmaktır...



Rabbim tüm inananlara bu şekilde yaptıkları ibadetlerin bilincinde olmayı ve o bilinç ile ibadet etmeyi nasip etsin...

Bizler ibadetlerin sebeb ve gizledikleri mesajları açık ve net olarak bilemesekte aslında tüm ibadetler bizleri ahiret hayatına hazırlamak için dizayn edildiği aşikar...

Bu bakış açısı ile bakıldığında ise çok net görülmekte ki; tüm ibadetler ve bize emredilen vazifeler aslında bize bir külfet değil, bizim iç alemimizi fani olmayan bir aleme hazırlamak ve geçici olan fani   dünya lezzetlerinden bizleri korumak üzere tasarlanmıştır...

Rabbim yar ve yardımcınız olsun selametle................

17 Mart 2013 Pazar

Peygamberimizden Dualar

“Allah’ım, bana doğruyu ilham et ve beni nefsimin şerrinden koru.” (Tirmizî;)
 
 


 






“Allah’ım, Senden hidayet ve doğruluk isterim.” (Müslim)
 
 
 
 




“Allah’ım, Senden hidayet, takva, iffet ve zenginlik isterim.” (Müslim)
 
 
 
 
 
 




“Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım,


kalbimi dininin üzerinde sabit kıl.”


(Tirmizî;)
 
 
 

12 Mart 2013 Salı

Etkili Laf Sokucu Sözler 2013

 
Çok yoruldum, değmeyecek insanları sevmekten! Şimdi bir köşede oturup, sadece nefret etmek istiyorum!
 
 
 
 
Kendimi külkedisi gibi hissetmeye başladım, hayatımdaki herkes bir süre sonra kabağa dönüşüyor.
 
 
 
 
 
 Senin gibi bozukları kumbaraya atar, geleceğe yatırım yaparım! Haa çok mu sıkıştım; hiç düşünmem harcarım!
 
 

Senin açtığın yarayı bir başkasıyla kapatmasına kapatırım da, yüreğime adilik yapmamın alemi yok.
 
 
 
 
 
Büyük bir hayal kırıklığı yaşayıp, ben artık kimseyi sevemem deme! Unutma ki, en güzel çiçekler mezarlıklarda yetişir!
 







































9 Mart 2013 Cumartesi

Hz. Ali Duası Ey Mevlam!

 Ey Mevlam (Hz. Ali'nin Duası) 
 
Allah’ım! Sadece tertemiz bir kalple Allah’ın huzuruna çıkan hariç mal ve evlatların -insana- hiçbir yararı olmadığı günde senden aman diliyorum.
 
 
Zalimin -hasretle- ellerini ısıracağı ve “keşke ben Resulullah’a -itaat- yolunu tutsaydım” diyeceği günde senden aman diliyorum.
 

 
 Günahkârların yüzlerinden tanınacağı, saçları ve ayaklarından tutulacağı günde senden aman diliyorum.
 
 
 
Babanın oğul yerine ve evladın da baba yerine cezalandırılmayacağı günde senden aman diliyorum.






 
 
 Ve doğrusu Allah’ın vaadi haktır. Zalimlere mazeretlerinin bir fayda sağlamayacağı, onların Allah’ın rahmetinden uzak ve kötü bir menzilde olacağı günde senden aman diliyorum. 

Hiç kimsenin kimse üzerinde güç sahibi olamayacağı ve yetkinin yalnız Allah’a has olacağı günde senden aman diliyorum.
 
 İnsanın kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve evlatlarından kaçacağı ve herkesi meşgul edecek bir işle uğraşacağı günde senden aman diliyorum. 

“Suçlu o günün azabından -kurtulmak için- eşini ve kardeşini, kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini vermek ister. Hayır -hiçbir zaman bu imkanı bulamayacak-! O -cehennem ateşi-, alevlenen bir ateştir. Deriler kavurur, soyar.” Bu günde senden aman diliyorum. 

Mevlam, ey mevlam! Sen mevlasın ben ise bir kulum; kula mevladan başka kim merhamet eder? 

Mevlam, ey mevlam! Sen -varlığımın- sahibisin, ben ise sahip olunan; sahip olunana sahip olandan başka kim merhamet eder? 

Mevlam, ey mevlam! Sen azizsin, ben ise zelil; zelile azizsen başka kim merhamet eder? 
 

Mevlam, ey mevlam! Sen yaratansın, ben ise yaratılan; yaratılana yaratandan başka kim merhamet eder

 
 
Mevlam, ey mevlam! Sen yücesin, ben ise hakir, hakire yüce olandan başka kim merhamet eder? 
 

Mevlam, ey mevlam! Sen güçlüsün, ben ise zayıf; zayıfa güçlüden başka kim merhamet eder? 
 

 

Mevlam, ey mevlam! Sen zenginsin, ben ise yoksul; yoksula zenginden başka kim merhamet eder? 
 

 

Mevlam, ey mevlam! Sen bağışta bulunansın, ben ise sail; saile bağıştan bulunandan başka kim merhamet eder? 



 

Mevlam, ey mevlam! Sen dirisin, ben ise ölü; ölüye diriden başka kim merhamet eder? 

 

Mevlam, ey mevlam! Sen bâkisin, ben ise fâni; faniye bakiden başka kim merhamet eder? 

Mevlam, ey mevlam! Sen ebedisin, ben ise geçici; geçiciye ebediden başka kim merhamet eder? 

Mevlam, ey mevlam! Sen rızıklandıransın, ben ise rızıklanan; rızıklanana rızıklandırandan başka kim merhamet eder? 

Mevlam, ey mevlam! Sen cömertsin, ben ise cimri; cimriye cömertten başka kim merhamet eder? 

Mevlam, ey mevlam! Sen afiyet verensin, ben ise -derde- tutulan, derde tutulana afiyet verenden başka kim merhamet eder? 

Mevlam, ey mevlam! Sen büyüksün, ben ise küçük; küçüğe büyükten başka kim merhamet eder? 

Mevlam, ey mevlam! Sen hidayet edensin, ben ise sapan; sapana hidayet edenden başka kim merhamet eder? 

Mevlam, ey mevlam! Sen rahmansın, ben ise merhamet edilecek olan; merhamet edilecek olana rahmandan başka kim merhamet eder?

 

Mevlam, ey mevlam! Sen güç sahibisin, ben ise imtihan edilen; imtihan edilene güç sahibinden başka kim merhamet eder? 

Mevlam, ey mevlam! Sen kılavuzsun, ben ise yolunu şaşırmış; yolunu şaşırmışa kılavuzdan başka kim merhamet eder? 

Mevlam, ey mevlam! Sen bağışlayansın, ben ise günahkâr; günahkâra bağışlayandan başka kim merhamet eder? 

Mevlam, ey mevlam! Sen galipsin, ben ise mağlup; mağlubu galipten başka kim merhamet eder? 

Mevlam, ey mevlam! Sen eğitensin, ben ise eğitilen; eğitilene eğitenden başka kim merhamet eder? 

Mevlam, ey mevlam! Sen yücesin, ben ise alçak ve düşük; düşük birisine yüce olandan başka kim merhamet eder? 

Mevlam, ey mevlam! Rahmetinin hakkı için bana merhamet eyle. Bağışının, lütfünün ve fazlının saygınlığı için benden razı ol. 

Ey bağış, ihsan, fazl ve nimet sahibi! Rahmetinin hakkı için -duamı kabul buyur-, ey merhametlilerin en merhametlisi! 

7 Mart 2013 Perşembe

Cuma Günü Duaları

Cuma Günü “YA  VALİ” esmasını (1000) defa okuyan her işinde kolaylık görür.
Cuma Günü ” YA VELİYYÜ YA ALLAH”  esmasını (1000) defa zikreden kişi her istediğine kavuşur.
Cuma günü “LA İLAHE İLLALAHÜ’L MELİKÜ’L HAKKU’L- MÜBİN”(200) defa zikreden Kişi Allah’tan ne isterse verilir.
Cuma gecesi “YA DARR” Esmasını (100) kere çekerse,düşmüş olduğu dertten kurtulur.Fakir ve düşkün kimseler buna devam etseler çok faydasını görürler.
Cuma namazından sonra 100 defa” YA GAFUR” İsmini okumaya devam eden kişi mağfirete nail olur ve şifa bulur.
Cuma günü 100 defa” “YA ALLAH” diye zikreden insanın bütün dilekleri kabul olur.
 
 

6 Mart 2013 Çarşamba

Peygamberimizin Dilinden Dualar

"ALLAH'ım! NİMETİNİN yok olmasından, VERDİĞİN afiyetin (nimet ve sağlığın) BOZULMASINDAN ,ANSIZIN cezalandırmandan ve ÖFKENE sebep olan her şeyden sana SIĞINIRIM."


 
 
"ALLAH'ım! ÖFKENDEN rızana;CEZANDAN affına SIĞINIRIM.
SENDEN yine SANA SIĞINIRIM.
SANA övgüyü saymakla bitiremem.
SEN kendini nasıl ÖVDÜYSEN ÖYLESİN"

 
 
"ALLAH'ım! Kederden ve üzüntüden,acizlikten,tembellikten,cimrilikten, borç yükünden ve insanların kahrından sana sığınırım."

 
ALLAH'ım! Fakirlikten, yokluktan ve zilletten sana sığınırım; zulmetmekten ve zulme uğramaktan da sana sığınırım.”

 
ALLAH'ım! Dalalete (sapıklığa) düşmekten veya (başkalarını) dalalete düşürmekten, hataya düşmekten veya (başkasını) hataya düşürmekten, zulmetmekten veya zulme uğramaktan, cahillik etmekten veya cahillikle karşılaşmaktan, sana sığınırım.

 
 
Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi saptırma, bize rahmetinden ver. şüphesiz SEN çok bağışlayansın
(Âl-i ‹mrân, 3/8).